اتَّخَذَتِ السُّلُطَاتُ تَدَابِيرَ لِمُوَاجَهَةِ الْفَيَضَانَاتِ، وَقَامَتْ بِتَفْعِيلِ خُطَطِ الطَّوَارِئِ.
Sel felaketine karşı önlem almak için yetkililer acil durum planlarını devreye soktular.
اتَّخَذَتِ السُّلُطَاتُ تَدَابِيرَ لِمُوَاجَهَةِ الْفَيَضَانَاتِ، وَقَامَتْ بِتَفْعِيلِ خُطَطِ الطَّوَارِئِ.
Sel felaketine karşı önlem almak için yetkililer acil durum planlarını devreye soktular.
اتَّخَذَ احْتِيَاطَاتٍ ضِدَّ السَّرِقَةِ، فَقَامَ بِتَرْكِيبِ كَامِيرَاتِ مُرَاقَبَةٍ فِي مَنْزِلِهِ.
Hırsızlığa karşı önlem almak için evine güvenlik kamerası taktırdı.
تَحَسَّبَتِ الشَّرِكَةُ لِلْأَزَمَاتِ الِاقْتِصَادِيَّةِ، وَقَامَتْ بِتَطْوِيرِ اسْتِرَاتِيجِيَّاتٍ مُتَنَوِّعَةٍ.
Şirket, ekonomik krizlere karşı önlem almak için çeşitli stratejiler geliştirdi.
اِتِّخَاذ الإِجْرَاءَات، تَحَسَّبَ، أخذ الحِيطَة، تَحَوَّطَ مِنْ الخَطَر، اِحْتَاطَ، أَخَذَ تَحَوُّطًا