الحَائِكُ فِي الحَيِّ يَحِيكُ سُتُرَاتٍ رَائِعَةً بِجُهْدِ يَدِهِ وَعَيْنِهِ.
Mahalledeki örücü, el emeği göz nuruyla harika kazaklar örüyor.
الحَائِكُ فِي الحَيِّ يَحِيكُ سُتُرَاتٍ رَائِعَةً بِجُهْدِ يَدِهِ وَعَيْنِهِ.
Mahalledeki örücü, el emeği göz nuruyla harika kazaklar örüyor.
يَقُومُ رَافِئٌ قَدِيمٌ بِإِصْلَاحِ الأَقْمِشَةِ المُمَزَّقَةِ وَالثُّقُوبِ بِمَهَارَةٍ.
Eski bir örücü, yırtık kumaşları ve delikleri ustalıkla onarıyor.
هَذَا البَنَّاءُ يَبْنِي الجُدْرَانَ الحَجَرِيَّةَ بِشَكْلٍ مَتِينٍ لِلْغَايَةِ.
Bu örücü, taş duvarları çok sağlam bir şekilde inşa ediyor.