مِنَ الصَّعْبِ أَحْيَانًا فَهْمُ رَسَائِلِهِ الْمَخْفِيَّةِ.
Onun örtük mesajlarını anlamak bazen zor oluyor.
مِنَ الصَّعْبِ أَحْيَانًا فَهْمُ رَسَائِلِهِ الْمَخْفِيَّةِ.
Onun örtük mesajlarını anlamak bazen zor oluyor.
لَمْ يَتِمَّ الْكَشْفُ عَنِ الْأَسْبَابِ الْمُسْتَتِرَةِ لِهَذَا الْحَدَثِ بَعْدُ.
Bu olayın örtük nedenleri henüz açığa çıkmadı.
كَانَ هُنَاكَ اتِّفَاقٌ ضِمْنِيٌّ فِي الْعَقْدِ.
Sözleşmede örtük bir anlaşma vardı.