örtmek

غَطَّتْ أُمِّي الطِّفْلَ بِبَطَّانِيَّةٍ لِحِمَايَتِهِ مِنَ الْبَرْدِ.

Annem, soğuktan korumak için bebeği battaniye ile örttü.

هَذَا السِّتَارُ يَسْتُرُ الْغُرْفَةَ مِنْ أَشِعَّةِ الشَّمْسِ.

Bu perde, odayı güneş ışığından örtüyor.

حَاوَلَ إِخْفَاءَ الْحَقِيقَةِ بِالْكَذِبِ.

Yalan söyleyerek gerçeği örtmeye çalıştı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler