بَذَلَ الطِّفْلُ قُصَارَى جُهْدِهِ لِجَعْلِ الطَّائِرِ يُغَرِّدُ.
Çocuk, kuşu öttürmek için elinden geleni yaptı.
بَذَلَ الطِّفْلُ قُصَارَى جُهْدِهِ لِجَعْلِ الطَّائِرِ يُغَرِّدُ.
Çocuk, kuşu öttürmek için elinden geleni yaptı.
جَعَلَ الْحَكَمُ الصَّافِرَةَ تَصْفِرُ لِلْإِشَارَةِ إِلَى الْمُخَالَفَةِ.
Hakem, faulü belirtmek için düdüğü öttürdü.
ضَغَطْتُ عَلَى الزِّرِّ لِإِصْدَارِ صَوْتِ التَّنْبِيهِ.
Alarmı öttürmek için düğmeye bastım.