övücü

احْتَفَلَ الْمُعَلِّمُ بِنَجَاحِ الطَّالِبِ بِكَلِمَاتٍ مَادِحَةٍ وَحَفَّزَهُ.

Öğretmen, öğrencinin başarısını övücü sözlerle kutladı ve onu motive etti.

أَلْقَى الْمُدِيرُ كَلِمَةً مُشِيدَةً بِعَمَلِ الْفَرِيقِ.

Müdür ekibin çalışmasını öven bir konuşma yaptı.