يَسْتَمْتِعُ بَعْضُ النَّاسِ بِالتَّبَاهِي بِنَجَاحَاتِهِمْ بِاسْتِمْرَارٍ أَمَامَ النَّاسِ.
Bazı insanlar başarılarıyla sürekli olarak övünmekten hoşlanırlar.
يَسْتَمْتِعُ بَعْضُ النَّاسِ بِالتَّبَاهِي بِنَجَاحَاتِهِمْ بِاسْتِمْرَارٍ أَمَامَ النَّاسِ.
Bazı insanlar başarılarıyla sürekli olarak övünmekten hoşlanırlar.
إِنَّهُ لَا يَتَرَدَّدُ فِي التَّفَاخُرِ بِسَيَّارَتِهِ الْجَدِيدَةِ فِي كُلِّ فُرْصَةٍ مُمْكِنَةٍ.
O, yeni arabasıyla her fırsatta övünmekten çekinmiyor.
يَجِبُ عَلَيْنَا دَائِمًا أَنْ نَفْتَخِرَ بِبَلَدِنَا وَبِتَارِيخِنَا وَأَنْ نُعَبِّرَ عَنْ ذَلِكَ دَائِمًا.
Ülkemizle ve tarihimizle her zaman övünmeliyiz ve bunu dile getirmeliyiz.
أَفْخَرَ، اِعْتَزَّ، تَبَجَّحَ، بَاهَى، تَزَهَّى، اِخْتَالَ، تَبَوَّقَ