قِصَّة — قِصَص
هَذِهِ الْقِصَّةُ مُسْتَوْحَاةٌ مِنْ ذِكْرَيَاتِ طُفُولَةِ الْكَاتِبِ.
Bu öykü, yazarın çocukluk anılarından esinlenerek yazılmıştır.
هَذِهِ الْقِصَّةُ مُسْتَوْحَاةٌ مِنْ ذِكْرَيَاتِ طُفُولَةِ الْكَاتِبِ.
Bu öykü, yazarın çocukluk anılarından esinlenerek yazılmıştır.
اعْتَادَ جَدِّي أَنْ يَرْوِيَ لَنَا حِكَايَةً كُلَّ لَيْلَةٍ قَبْلَ النَّوْمِ وَكُنَّا نُحِبُّ ذَلِكَ كَثِيرًا.
Dedem, her gece yatmadan önce bize bir öykü anlatırdı ve çok severdik.
عَلَى الرَّغْمِ مِنْ أَنَّ الْقِصَّةَ الْقَصِيرَةَ لَيْسَتْ طَوِيلَةً مِثْلَ الرِّوَايَةِ، إِلَّا أَنَّهَا يُمْكِنُ أَنْ تَحْتَوِيَ عَلَى مَعَانٍ عَمِيقَةٍ.
Öykü, roman kadar uzun olmasa da, derin anlamlar içerebilir.
أُمْثُولَة، أُقْصُوصَة