öylece

قَضَيْنَا الْوَقْتَ فِي مُشَاهَدَةِ التِّلْفِزْيُونِ هَكَذَا فَقَطْ فِي غُرْفَةِ الْمَعِيشَةِ.

Oturma odasında öylece televizyon izleyerek zaman geçirdik.

يَجِبُ أَلَّا تَتْرُكَ الْأَشْيَاءَ بِتِلْكَ الصُّورَةِ، يَجِبُ أَنْ تَجْمَعَهَا.

Eşyaları öylece bırakmamalısın, toplamalısın.

أَجَابَ عَلَى السُّؤَالِ بِبَسَاطَةٍ، دُونَ تَفْكِيرٍ.

Soruyu öylece cevapladı, hiç düşünmeden.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler