öylesine

طَرَحْتُ سُؤَالًا بِشَكْلٍ عَارِضٍ، لَمْ أَكُنْ جَادًّا.

Öylesine bir soru sordum, ciddi değildim.

كَانَ يَتَحَدَّثُ بِلَا مُبَالَاةٍ، دُونَ تَفْكِيرٍ.

Öylesine konuşuyordu, hiç düşünmeden.

جِئْتُ فَقَطْ هَكَذَا، لَيْسَ هُنَاكَ سَبَبٌ خَاصٌّ.

Öylesine geldim, özel bir nedeni yok.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler