يَجِبُ عَلَى الطُّلَّابِ تَدْوِينُ الْمُلَاحَظَاتِ لِاسْتِيعَابِ الْمَعْلُومَاتِ الْجَدِيدَةِ بِشَكْلٍ أَفْضَلَ.
Öğrenciler, yeni bilgileri daha iyi özümlemek için not almalıdırlar.
يَجِبُ عَلَى الطُّلَّابِ تَدْوِينُ الْمُلَاحَظَاتِ لِاسْتِيعَابِ الْمَعْلُومَاتِ الْجَدِيدَةِ بِشَكْلٍ أَفْضَلَ.
Öğrenciler, yeni bilgileri daha iyi özümlemek için not almalıdırlar.
اِسْتَخْدَمَ الْفَنَّانُ تَقْنِيَّاتٍ مُخْتَلِفَةً لِتَمْثِيلِ مَشَاعِرِهِ عَلَى الْقُمَاشِ.
Sanatçı, duygularını tuvalde özümlemek için farklı teknikler kullandı.
يَسْتَخْدِمُ جِسْمُنَا عَمَلِيَّةً مُعَقَّدَةً لِهَضْمِ الْأَطْعِمَةِ الَّتِي نَتَنَاوَلُهَا.
Vücudumuz, yediğimiz besinleri özümlemek için karmaşık bir süreç kullanır.