يَجِبُ عَلَى الطُّلَّابِ بَذْلُ جُهْدٍ لِاسْتِيعَابِ الْمَعْلُومَاتِ الَّتِي يَتَعَلَّمُونَهَا فِي الدُّرُوسِ.
Öğrenciler, derslerde öğrendikleri bilgileri özümsemek için çaba göstermelidirler.
يَجِبُ عَلَى الطُّلَّابِ بَذْلُ جُهْدٍ لِاسْتِيعَابِ الْمَعْلُومَاتِ الَّتِي يَتَعَلَّمُونَهَا فِي الدُّرُوسِ.
Öğrenciler, derslerde öğrendikleri bilgileri özümsemek için çaba göstermelidirler.
لِلتَّكَيُّفِ مَعَ ثَقَافَةٍ جَدِيدَةٍ، مِنَ الْمُهِمِّ إِدْمَاجُ قِيَمِ تِلْكَ الثَّقَافَةِ.
Yeni bir kültüre adapte olmak için, o kültürün değerlerini özümsemek önemlidir.
يُحَاوِلُ الْأَطْفَالُ تَمَثُّلَ الْعَالَمِ مِنْ حَوْلِهِمْ مِنْ خِلَالِ اللَّعِبِ.
Çocuklar, çevrelerindeki dünyayı oyun oynayarak özümsemeye çalışırlar.
تَشَرَّبَ، هَضَمَ، اِمْتَصَّ، مَصَّ