شَجَّعَ الْمُعَلِّمُ الطُّلَّابَ عَلَى الِاهْتِمَامِ بِالْعُلُومِ مِنْ خِلَالِ إِجْرَاءِ التَّجَارِبِ.
Öğretmen, öğrencileri bilime ilgi duymaya özendirmek için deneyler yaptı.
شَجَّعَ الْمُعَلِّمُ الطُّلَّابَ عَلَى الِاهْتِمَامِ بِالْعُلُومِ مِنْ خِلَالِ إِجْرَاءِ التَّجَارِبِ.
Öğretmen, öğrencileri bilime ilgi duymaya özendirmek için deneyler yaptı.
أَلْقَى الْمُدَرِّبُ خُطَابَاتٍ تَحْفِيزِيَّةً لِتَحْفِيزِ الرِّيَاضِيِّينَ عَلَى تَقْدِيمِ أَدَاءٍ أَفْضَلَ.
Koç, sporcuları daha iyi performans göstermeleri için özendirmek amacıyla motive edici konuşmalar yaptı.
يُمَارِسُ الْآبَاءُ التَّمَارِينَ مَعَ أَطْفَالِهِمْ لِحَثِّهِمْ عَلَى مُمَارَسَةِ الرِّيَاضَةِ.
Ebeveynler, çocuklarını spor yapmaya özendirmek için onlarla birlikte egzersiz yapıyorlar.
حَضَّ عَلَى، حَضَّ