غَلَّفْتُ الْهَدِيَّةَ بِعِنَايَةٍ لِأَنَّهَا كَانَتْ ثَمِينَةً جِدًّا.
Hediyeyi özenle paketledim, çünkü çok değerliydi.
غَلَّفْتُ الْهَدِيَّةَ بِعِنَايَةٍ لِأَنَّهَا كَانَتْ ثَمِينَةً جِدًّا.
Hediyeyi özenle paketledim, çünkü çok değerliydi.
فَحَصَ الْمُعَلِّمُ وَاجِبَاتِ الطُّلَّابِ بِاهْتِمَامٍ.
Öğretmen öğrencilerin ödevlerini özenle kontrol etti.
حَفَرَ عُلَمَاءُ الْآثَارِ الْآثَارَ التَّارِيخِيَّةَ بِحِرْصٍ.
Arkeologlar tarihi eserleri özenle kazdılar.