özetlemek

طَلَبَ الْمُعَلِّمُ مِنَ الطُّلَّابِ تَلْخِيصَ النَّصِّ الَّذِي قَرَؤُوهُ.

Öğretmen, öğrencilerden okudukları metni özetlemelerini istedi.

اخْتَصَرَ الْكَاتِبُ بَعْضَ الْأَجْزَاءِ لِجَعْلِ رِوَايَتِهِ أَكْثَرَ سَلَاسَةً.

Yazar, romanını daha akıcı hale getirmek için bazı bölümleri özetledi.

اضْطُرَّ الْمُتَحَدِّثُ إِلَى إِيجَازِ عَرْضِهِ فِي خَمْسِ دَقَائِقَ.

Konuşmacı, sunumunu beş dakikada özetlemek zorunda kaldı.