özgü olmak

هَذَا الطَّبَقُ اللَّذِيذُ يَخْتَصُّ بِهَذِهِ الْمِنْطَقَةِ فَقَطْ، وَلَكِنَّهُ مَشْهُورٌ جِدًّا.

Bu lezzetli yemek, sadece bu bölgeye özgü olmakla birlikte, çok meşhurdur.

يَنْفَرِدُ بِهَذِهِ الْمَوْهِبَةِ فَقَطْ، وَهِيَ تُمَيِّزُهُ عَنِ الْآخَرِينَ.

Bu yetenek, sadece ona özgü olmakla birlikte, onu diğerlerinden ayırıyor.

هَذَا السُّلُوكُ يَتَمَيَّزُ بِهِ فَقَطْ، وَهُوَ يَجْعَلُهُ مَحْبُوبًا جِدًّا.

Bu davranış, sadece ona özgü olmakla birlikte, onu çok sevimli yapıyor.

İlişkili Kelimeler