özgülemek

خَصَّصَتِ الشَّرِكَةُ مِيزَانِيَّةً كَبِيرَةً لِلْمَشَارِيعِ الْجَدِيدَةِ.

Şirket, yeni projeler için büyük bir bütçe özgüledi.

عَيَّنَتِ الْبَلَدِيَّةُ مِسَاحَةً وَاسِعَةً لِلْحَدِيقَةِ.

Belediye, park için geniş bir alan özgüledi.

وَقَفَ الصُّنْدُوقُ جُزْءًا مِنَ الدَّخْلِ كَمِنَحٍ دِرَاسِيَّةٍ لِلطُّلَّابِ.

Vakıf, gelirin bir kısmını öğrencilere burs olarak özgüledi.