يُرِيدُ الْفَنَّانُ أَنْ يَتَمَاثَلَ مَعَ الطَّبِيعَةِ فِي أَعْمَالِهِ.
Sanatçı, eserlerinde doğayla özleşmek istiyor.
يُرِيدُ الْفَنَّانُ أَنْ يَتَمَاثَلَ مَعَ الطَّبِيعَةِ فِي أَعْمَالِهِ.
Sanatçı, eserlerinde doğayla özleşmek istiyor.
يَتَدَفَّقُ الْمُشَجِّعُونَ إِلَى الْمُدَرَّجَاتِ لِيَتَوَحَّدُوا مَعَ فِرَقِهِمْ.
Taraftarlar, takımlarıyla özleşmek için tribünlere akın ediyor.