شَوْق — أَشْوَاق
يَشْعُرُ النَّاسُ فِي الْغُرْبَةِ بِشَوْقٍ كَبِيرٍ إِلَى وَطَنِهِمْ.
Gurbetteki insanlar memleketlerine büyük bir özlem duyarlar.
يَشْعُرُ النَّاسُ فِي الْغُرْبَةِ بِشَوْقٍ كَبِيرٍ إِلَى وَطَنِهِمْ.
Gurbetteki insanlar memleketlerine büyük bir özlem duyarlar.
الْحَنِينُ إِلَى طُفُولَتِي يُحْزِنُنِي أَحْيَانًا.
Çocukluğuma duyduğum özlem beni bazen hüzünlendiriyor.
قَلْبِي مَلِيءٌ بِتَوْقٍ كَبِيرٍ لِرُؤْيَتِكَ.
Kalbim seni görmeye büyük bir özlemle dolu.
حَسْرَة، اِفْتِقَاد، لَهْفَة، اِشْتِيَاق