üşütük

يَتَصَرَّفُ ذَلِكَ الرَّجُلُ وَكَأَنَّهُ مَجْنُونٌ بَعْضَ الشَّيْءِ بَعْدَ الْأَحْدَاثِ الْأَخِيرَةِ.

O adam son olaylardan sonra biraz üşütük gibi davranıyor.

أَعْتَقِدُ أَنَّهُ أُسْتَاذٌ مَعْتُوهٌ، مُعْظَمُ مَا يَقُولُهُ غَيْرُ مَنْطِقِيٍّ.

Bence o üşütük bir profesör, söylediklerinin çoğu anlamsız.