ücret

أَنْزَلَ السَّائِقُ الرُّكَّابَ بَعْدَ أَنْ أَخَذَ الْأُجْرَةَ الْمَكْتُوبَةَ عَلَى الْعَدَّادِ.

Şoför taksimetrede yazan ücreti aldıktan sonra yolcuları indirdi.

رَاتِب — رَوَاتِب

أَنَا سَعِيدٌ جِدًّا لِأَنَّنِي سَأَحْصُلُ عَلَى رَاتِبٍ أَعْلَى فِي وَظِيفَتِي الْجَدِيدَةِ.

Yeni işimde daha yüksek bir ücret alacağım için çok mutluyum.

أَجْر — أُجُور

فِي نِهَايَةِ الشَّهْرِ أَخَذَ أَخِي أَجْرَهُ مِنَ الْمَصْنَعِ وَاشْتَرَى هَدِيَّةً لِأُمِّنَا.

Ay sonunda kardeşim fabrikadan ücretini aldı ve annemiz için bir hediye aldı.

Ayrıca: رُسُوم

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler