ümitsiz

الرَّجُلُ الَّذِي لَمْ يَتَمَكَّنْ مِنْ إِيجَادِ عِلَاجٍ لِمَرَضِهِ، انْزَوَى فِي رُكْنِهِ يَائِسًا.

Hastalığına çare bulamayan adam, ümitsiz bir şekilde köşesine çekildi.

أَصْبَحَ النَّاسُ الَّذِينَ يَنْتَظِرُونَ نِهَايَةَ الْحَرْبِ أَكْثَرَ يَأْساً مَعَ مُرُورِ السِّنِينَ.

Savaşın bitmesini bekleyen insanlar, geçen yıllarla birlikte daha da ümitsiz hale geldi.

شَعَرَ الطَّالِبُ الَّذِي حَصَلَ عَلَى دَرَجَةٍ مُنْخَفِضَةٍ فِي الِامْتِحَانِ بِالْإِحْبَاطِ الشَّدِيدِ.

Sınavdan düşük not alan öğrenci, kendini çok ümitsiz hissetti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler