üniformalı

كَانَ ضَابِطُ الشُّرْطَةِ بِالزِّيِّ الْمُوَحَّدِ يَلْفِتُ الْأَنْظَارَ وَسَطَ الْحَشْدِ.

Üniformalı polis memuru, kalabalığın arasında dikkat çekiyordu.

كَانَ الطُّلَّابُ الَّذِينَ يَرْتَدُونَ زِيًّا مُوَحَّدًا يَنْتَظِرُونَ الْحَافِلَةَ أَمَامَ الْمَدْرَسَةِ.

Okulun önünde üniformalı öğrenciler otobüs bekliyorlardı.

İlişkili Kelimeler