ürün

اشْتَرَيْتُ مِنَ السُّوقِ مُنْتَجًا جَدِيدًا لِلْمَطْبَخِ، وَهُوَ رَخِيصٌ وَجَيِّدٌ.

Pazardan mutfak için yeni bir ürün aldım, hem ucuz hem iyi.

مَحْصُول — مَحَاصِيل

كَانَ مَحْصُولُ الْقَمْحِ هَذَا الْعَامِ جَيِّدًا جِدًّا.

Bu yılki buğday ürünü çok iyiydi.

نَشَرَ هَذَا الكِتَابَ كَنَتِيجَةٍ لِعَمَلِهِ.

Çalışmalarının ürünü olarak bu kitabı yayınladı.

Ayrıca: حَاصِل، نِتَاج، سِلْعَة، غَلَّة، مَنْتُوج