üslenmek

تَمَرْكَزَ الْجُنُودُ فِي نُقْطَةٍ اسْتِرَاتِيجِيَّةٍ.

Askerler stratejik bir noktada üslendi.

أَقَامَ الْجَيْشُ قَاعِدَةً قَرِيبَةً مِنَ الْحُدُودِ.

Ordu sınıra yakın bir yerde üslendi.