رَسَا الْمَزَادُ عَلَيْهِ لِأَنَّهُ كَانَ الشَّخْصَ الَّذِي قَدَّمَ أَعْلَى سِعْرٍ.
Arttırmada en yüksek fiyatı veren kişi olduğu için mal onun üstünde kaldı.
رَسَا الْمَزَادُ عَلَيْهِ لِأَنَّهُ كَانَ الشَّخْصَ الَّذِي قَدَّمَ أَعْلَى سِعْرٍ.
Arttırmada en yüksek fiyatı veren kişi olduğu için mal onun üstünde kaldı.
بَقِيَ الشَّكُّ يَحُومُ حَوْلَهُ لِأَنَّهُ لَمْ يَتِمَّ الْعُثُورُ عَلَى مَنِ ارْتَكَبَ الْجَرِيمَةَ.
Cinayeti kimin işlediği bulunamadığı için şüpheler onun üstünde kaldı.
تَحَمَّلَ هُوَ الْمَسْؤُولِيَّةَ كَامِلَةً بِسَبَبِ الْفَشَلِ فِي الْمَشْرُوعِ.
Projedeki başarısızlık nedeniyle tüm sorumluluk onun üstünde kaldı.