كَانَ الطَّقْسُ بَارِدًا، عِلَاوَةً عَلَى ذَلِكَ بَدَأَتِ الْأَمْطَارُ.
Hava soğuktu, üstüne bir de yağmur başladı.
كَانَ الطَّقْسُ بَارِدًا، عِلَاوَةً عَلَى ذَلِكَ بَدَأَتِ الْأَمْطَارُ.
Hava soğuktu, üstüne bir de yağmur başladı.
كَانَ الطَّعَامُ لَذِيذًا، بِالْإِضَافَةِ إِلَى ذَلِكَ كَانَتِ الْخِدْمَةُ سَرِيعَةً جِدًّا.
Yemek lezzetliydi, üstüne servis de çok hızlıydı.
الْأَسْعَارُ غَالِيَةٌ، زِيَادَةً عَلَى ذَلِكَ الْجَوْدَةُ مُنْخَفِضَةٌ.
Fiyatlar pahalı, üstüne bir de kalite düşük.