üstünlük

كَانَ تَفَوُّقُ فَرِيقِنَا فِي هَذِهِ الْمُبَارَاةِ وَاضِحًا بِشَكْلٍ لَا جَدَالَ فِيهِ.

Takımımızın bu maçtaki üstünlüğü tartışılmaz bir şekilde ortadaydı.

يَتَمَتَّعُ هَذَا الْمُنْتَجُ بِالْعَدِيدِ مِنَ الْمَزَايَا مُقَارَنَةً بِالْمُنْتَجَاتِ الْأُخْرَى.

Bu ürünün diğerlerine göre birçok üstünlüğü bulunmaktadır.

يَجِبُ دَائِمًا حِمَايَةُ سِيَادَةِ الدَّوْلَةِ وَتَفَوُّقِهَا.

Ülkenin egemenliği ve üstünlüğü her zaman korunmalıdır.

İlişkili Kelimeler