أَصَرَّ الطِّفْلُ كَثِيرًا لِلْحُصُولِ عَلَى اللُّعْبَةِ الَّتِي يُرِيدُهَا.
Çocuk, istediği oyuncağı almak için çok üsteledi.
أَصَرَّ الطِّفْلُ كَثِيرًا لِلْحُصُولِ عَلَى اللُّعْبَةِ الَّتِي يُرِيدُهَا.
Çocuk, istediği oyuncağı almak için çok üsteledi.
قَدْ يُؤَدِّي الْإِلْحَاحُ الْمُسْتَمِرُّ بِنَفْسِ السُّؤَالِ إِلَى إِزْعَاجِ الطَّرَفِ الْآخَرِ.
Sürekli aynı soruyu üstelemek, karşı tarafı rahatsız edebilir.
أَدَّى تِكْرَارُ نَفْسِ الْمَوْضُوعِ مِرَارًا وَتَكْرَارًا إِلَى نُشُوبِ جِدَالٍ.
Aynı konuyu tekrar tekrar üstelemek, tartışmaya yol açtı.