يَجِبُ حَرْقُ رِيشِ الْأُضْحِيَّةِ بِالشُّعْلَةِ قَبْلَ ذَبْحِهَا.
Kurbanı kesmeden önce tüylerini ütmek gerekiyor.
يَجِبُ حَرْقُ رِيشِ الْأُضْحِيَّةِ بِالشُّعْلَةِ قَبْلَ ذَبْحِهَا.
Kurbanı kesmeden önce tüylerini ütmek gerekiyor.
إِنَّ شَيَّ الذُّرَةِ عَلَى النَّارِ يُعْطِيهَا طَعْمًا لَذِيذًا.
Mısırları ateşte ütmek, onlara lezzetli bir tat verir.
أَرَادَ أَنْ يَفُوزَ بِكُلِّ أَمْوَالِهِ فِي الْكَازِينُو.
Kumarhanede bütün parasını ütmek istedi.