üzücü

لَمْ أَسْمَعْ قِصَّةً مُحْزِنَةً كَهَذِهِ مِنْ قَبْلُ.

Bu kadar üzücü bir hikaye daha önce hiç duymamıştım.

لَقَدْ تَأَثَّرْتُ كَثِيرًا لِرُؤْيَتِهِ فِي وَضْعٍ مُؤْلِمٍ كَهَذَا.

Onun bu kadar üzücü bir durumda olduğunu görmek beni çok etkiledi.

تَلَقَّيْنَا خَبَرًا مُفْجِعًا عَنْ وَفَاةِ صَدِيقِنَا.

Arkadaşımızın ölümüyle ilgili üzücü bir haber aldık.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler