üzümlü

تَصْنَعُ أُمِّي كَعْكَةً بِالزَّبِيبِ كُلَّ صَبَاحٍ عَلَى الْإِفْطَارِ.

Annem her sabah kahvaltıda üzümlü kek yapar.

اِنْتَشَرَتْ رَائِحَةُ الْكَعْكِ الْمُزَيَّنَةِ بِالزَّبِيبِ الطَّازَجَةِ مِنَ الْفُرْنِ فِي جَمِيعِ أَنْحَاءِ الْمَنْزِلِ.

Fırından yeni çıkmış üzümlü çöreklerin kokusu tüm evi sardı.

İlişkili Kelimeler