الْكِتَابُ مَوْضُوعٌ عَلَى الطَّاوِلَةِ.
Kitap masanın üzerinde duruyor.
الْكِتَابُ مَوْضُوعٌ عَلَى الطَّاوِلَةِ.
Kitap masanın üzerinde duruyor.
تَنَامُ الْقِطَّةُ فَوْقَ الْكُرْسِيِّ.
Kedi sandalyenin üzerinde uyuyor.
لَقَدْ فَكَّرْتُ كَثِيرًا بِشَأْنِ هَذَا الْمَوْضُوعِ.
Bu konu üzerinde çok düşündüm.