اِهْتَمَّتْ أُمِّي بِي كَثِيرًا وَاعْتَنَتْ بِي عِنْدَمَا كُنْتُ مَرِيضًا.
Annem, hasta olduğumda benimle çok ilgilenerek üzerime düştü.
اِهْتَمَّتْ أُمِّي بِي كَثِيرًا وَاعْتَنَتْ بِي عِنْدَمَا كُنْتُ مَرِيضًا.
Annem, hasta olduğumda benimle çok ilgilenerek üzerime düştü.
حَرَصَ الْمُعَلِّمُ كَثِيرًا عَلَى نَجَاحِ طُلَّابِهِ.
Öğretmen, öğrencilerinin başarısının üzerine çok düştü.