أَعْدَدْتُ الْحَلِيبَ دَافِئًا لِلطِّفْلِ.
Bebek için sütü ılık hazırladım.
أَعْدَدْتُ الْحَلِيبَ دَافِئًا لِلطِّفْلِ.
Bebek için sütü ılık hazırladım.
أَصْبَحَ الشَّايُ فَاتِرًا بَعْدَ الِانْتِظَارِ قَلِيلًا.
Çay biraz bekleyince ılık oldu.
الطَّقْسُ الْيَوْمَ مُعْتَدِلٌ وَمُشْمِسٌ.
Bugün hava ılık ve güneşli.
دَافٍ، دَفِيء، فَاتِرَة