ıssız

بَعْدَ الزِّلْزَالِ، كَانَتِ الْقَرْيَةُ مَهْجُورَةً وَمَتْرُوكَةً.

Depremden sonra köy ıssız ve terk edilmiş bir haldeydi.

يَجِبُ أَنْ يَكُونَ الْعَيْشُ بِمُفْرَدِكَ عَلَى جَزِيرَةٍ مُقْفِرَةٍ أَمْرًا صَعْبًا لِلْغَايَةِ.

Issız bir adada tek başına yaşamak çok zor olmalı.

فِي اللَّيْلِ، كَانَتِ الشَّوَارِعُ خَالِيَةً وَهَادِئَةً.

Gece vakti sokaklar ıssız ve sessizdi.

Eşdizimler