عِطْر — عُطُور
رَائِحَةُ عِطْرِ أُمِّي تُعِيدُنِي إِلَى طُفُولَتِي.
Annemin ıtır kokusu, beni çocukluğuma götürüyor.
رَائِحَةُ عِطْرِ أُمِّي تُعِيدُنِي إِلَى طُفُولَتِي.
Annemin ıtır kokusu, beni çocukluğuma götürüyor.
كَانَتِ الرَّائِحَةُ الطَّيِّبَةُ لِزُهُورِ الْحَدِيقَةِ تَغْمُرُ الْحَيَّ بِأَكْمَلِهِ.
Bahçedeki çiçeklerin ıtır kokusu, tüm mahalleyi sarıyordu.