şarkı

أُغْنِيَة — أَغَانِي

بَدَأَتْ أُغْنِيَتِي المُفَضَّلَةُ فِي الرَّادِيُو، فَقُمْتُ بِرَفْعِ الصَّوْتِ عَلَى الفَوْرِ.

Radyoda en sevdiğim şarkı çalmaya başladı, hemen sesini açtım.

أَعْجَبَتْنِي الْغُنْوَةُ الَّتِي سَمِعْتُهَا فِي الرَّادْيُو صَبَاحَ الْيَوْمِ.

Bu sabah radyoda duyduğum şarkıyı beğendim.

أُهْزُوجَة — أَهَازِيج

كَانَتِ الْأُهْزُوجَةُ الشَّعْبِيَّةُ تُعَبِّرُ عَنْ مُعَانَاةِ النَّاسِ فِي تِلْكَ الْفَتْرَةِ.

Halk şarkısı o dönemde insanların çektiği acıları ifade ediyordu.

Ayrıca: أُنْشُودَة، تَرْنِيمَة

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler