şüphelenme

تَسَبَّبَ اخْتِفَاؤُهُ الْمُفَاجِئُ فِي اشْتِبَاهٍ لَدَى الْجَمِيعِ وَبَدَأَتِ الشُّرْطَةُ تَحْقِيقًا.

Onun ani ortadan kaybolması, herkeste bir şüphelenme yarattı ve polis soruşturma başlattı.

أَثَارَتِ التَّغْيِيرَاتُ فِي سُلُوكِهِ شُعُورًا بِالِارْتِيَابِ لَدَيَّ.

Davranışlarındaki değişiklikler, bende bir şüphelenme duygusu uyandırdı.

خَلَقَهُ صَمْتُهُ تَوَجُّسًا وَقَلَقًا لَدَى الْجَمِيعِ.

Sessizliği, herkeste bir şüphelenme ve tedirginlik yarattı.