يَبْهَرُ الْفُنْدُقُ ضُيُوفَهُ بِدِيكُورِهِ الْبَاهِرِ.
Otel, şaşaalı dekorasyonuyla misafirlerini büyülüyor.
يَبْهَرُ الْفُنْدُقُ ضُيُوفَهُ بِدِيكُورِهِ الْبَاهِرِ.
Otel, şaşaalı dekorasyonuyla misafirlerini büyülüyor.
كَانَتْ تَرْتَدِي فُسْتَانَ سَهْرَةٍ مُتَأَلِّقًا.
Şaşaalı bir gece elbisesi giymişti.
تَعْمَلُ الشَّرِكَةُ فِي مَكْتَبٍ فَخْمٍ.
Şirket, şaşaalı bir ofiste faaliyet gösteriyor.