شَاهَدْتُ مَا حَدَثَ بِدَهْشَةٍ وَلَمْ أَعْرِفْ مَاذَا أَقُولُ.
Olanları şaşkınlıkla izledim ve ne diyeceğimi bilemedim.
شَاهَدْتُ مَا حَدَثَ بِدَهْشَةٍ وَلَمْ أَعْرِفْ مَاذَا أَقُولُ.
Olanları şaşkınlıkla izledim ve ne diyeceğimi bilemedim.
نَظَرْتُ إِلَيْهِ بِاسْتِغْرَابٍ لِأَنَّنِي لَمْ أَكُنْ أَتَوَقَّعُ رَدَّ فِعْلٍ كَهَذَا.
Şaşkınlıkla ona baktım, çünkü böyle bir tepki beklemiyordum.
نَظَرْتُ حَوْلِي فِي حَيْرَةٍ، أَدْرَكْتُ أَنَّنِي ضِعْتُ.
Şaşkınlıkla etrafıma bakındım, kaybolduğumu anlamıştım.