şakımak

بَدَأَتِ الطُّيُورُ تُغَرِّدُ فِي الْأَشْجَارِ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.

Kuşlar sabah erkenden ağaçlarda şakımaya başladı.

كَانَ الْأَطْفَالُ يُتَرَنِّمُونَ بِالْأَغَانِي بِفَرَحٍ.

Çocuklar neşeyle şarkılar şakıyordu.

İlişkili Kelimeler