أَصْدِقَائِي يُحِبُّونَ التَّمَازُحَ بِاسْتِمْرَارٍ.
Arkadaşlarım sürekli şakalaşmaktan hoşlanırlar.
أَصْدِقَائِي يُحِبُّونَ التَّمَازُحَ بِاسْتِمْرَارٍ.
Arkadaşlarım sürekli şakalaşmaktan hoşlanırlar.
كَانَ الْأَطْفَالُ يُدَاعِبُونَ بَعْضُهُمُ الْبَعْضَ بِفَرَحٍ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuklar bahçede neşeyle şakalaşıyorlardı.
فَكِهَ، تَفَكَّهَ، فَاكَهَ، تَفَاكَهَ، تَنَادَرَ