أَضْحَكَ الْمُهَرِّجُ الْأَطْفَالَ بِحَرَكَاتِهِ الْمُضْحِكَةِ.
Şaklaban, yaptığı komik hareketlerle çocukları güldürdü.
أَضْحَكَ الْمُهَرِّجُ الْأَطْفَالَ بِحَرَكَاتِهِ الْمُضْحِكَةِ.
Şaklaban, yaptığı komik hareketlerle çocukları güldürdü.
أَمْتَعَ الْمُضْحِكُ فِي الْحَفْلَةِ الْجَمِيعَ.
Partideki şaklaban herkesi eğlendirdi.
نَالَ الْمُتَهَرِّجُ إِعْجَابًا كَبِيرًا بِعَرْضِهِ.
Şaklaban, gösterisiyle büyük beğeni topladı.
رَجُل بَهْلُول، بَهْلَوَان