salak

تَصَرَّفَ بِحَمَاقَةٍ شَدِيدَةٍ لِدَرَجَةِ أَنَّ الْجَمِيعَ ضَحِكُوا عَلَيْهِ.

O kadar salakça davrandı ki herkes ona güldü.

تَوَقَّفْ عَنْ طَرْحِ أَسْئِلَةٍ غَبِيَّةٍ، فَكِّرْ قَلِيلًا.

Salak sorular sormaktan vazgeç, biraz düşün.

إِنَّهُ أَبْلَهُ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ يُصَدِّقُ كُلَّ شَيْءٍ.

O kadar salak ki her şeye inanıyor.