وَضَعَ الصَّيَّادُونَ عَوَّامَةً فِي البَحْرِ لِتَحْدِيدِ شِبَاكِهِمْ وَسَوْفَ يَعُودُونَ لَاحِقًا.
Balıkçılar, ağlarını işaretlemek için denize şamandıra bıraktılar ve sonra geri dönecekler.
وَضَعَ الصَّيَّادُونَ عَوَّامَةً فِي البَحْرِ لِتَحْدِيدِ شِبَاكِهِمْ وَسَوْفَ يَعُودُونَ لَاحِقًا.
Balıkçılar, ağlarını işaretlemek için denize şamandıra bıraktılar ve sonra geri dönecekler.
الطَّافِيَةُ عِنْدَ مَدْخَلِ الْمِينَاءِ تَدُلُّ السُّفُنَ عَلَى طَرِيقِ الْعُبُورِ الْآمِنِ وَتُسَاعِدُهُمْ.
Liman girişindeki şamandıra, gemilere güvenli geçiş yolunu gösterir ve onlara yardımcı olur.
قَامَ الْغَوَّاصُونَ بِتَحْدِيدِ الْمَنَاطِقِ الْخَطِرَةِ تَحْتَ الْمَاءِ بِعَوَّامَةِ تَحْدِيدٍ لِضَمَانِ السَّلَامَةِ.
Dalgıçlar, su altındaki tehlikeli bölgeleri şamandıra ile işaretlediler ve güvenliği sağladılar.