şansız

الرَّجُلُ غَيْرُ الْمَحْظُوظِ، كُلُّ مَا يَلْمِسُهُ يَجِفُّ، وَلَا يَسِيرُ أَيٌّ مِنْ أَعْمَالِهِ عَلَى مَا يُرَامُ.

Şansız adam, neye elini atsa kurutuyor, hiçbir işi yolunda gitmiyor.

كَانَتْ لَدَيْهِ حَيَاةٌ بَائِسَةٌ، كَانَ يُوَاجِهُ مَشَاكِلَ بِاسْتِمْرَارٍ.

Şansız bir hayatı vardı, sürekli sorunlarla karşılaşıyordu.

لَقَدْ مَرَرْتُ بِيَوْمٍ مَشْؤُومٍ، سَارَتِ الْأُمُورُ عَلَى نَحْوٍ خَاطِئٍ.

Şansız bir gün geçirdim, her şey ters gitti.

İlişkili Kelimeler