أَضْحَكَ الْجَمِيعَ بِتَصَرُّفَاتِهِ الْبَلْهَاءِ.
Şapşal davranışlarıyla herkesi güldürdü.
أَضْحَكَ الْجَمِيعَ بِتَصَرُّفَاتِهِ الْبَلْهَاءِ.
Şapşal davranışlarıyla herkesi güldürdü.
إِنَّهُ أَحْمَقُ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ لَا يَفْهَمُ حَتَّى الْأَشْيَاءَ الْبَسِيطَةَ.
O kadar şapşal ki, basit şeyleri bile anlamıyor.
كَانَ يَرْتَدِي مَلَابِسَ غَيْرَ مُهَنْدَمَةٍ.
Şapşal bir şekilde giyinmişti.