şatafat

أَعْجَبَتْنِي الْبَهْرَجَةُ الَّتِي رَأَيْنَاهَا فِي حَفْلِ الزِّفَافِ كَثِيرًا.

Düğünde gördüğümüz şatafat beni çok etkilemişti.

كَانَتِ الْفَخَامَةُ فِي الْفُنْدُقِ تَسْحَرُ الضُّيُوفَ.

Oteldeki şatafat, misafirleri büyülüyordu.

الْعَيْشُ فِي تَرَفٍ هُوَ حُلْمُ الْجَمِيعِ.

Şatafat içinde yaşamak herkesin hayali.

İlişkili Kelimeler