شَمْعَة — شُمُوع
كَانَ يَقْرَأُ كِتَاباً فِي غُرْفَتِهِ بِإِضَاءَةِ شَمْعَةٍ وَاحِدَةٍ فَقَطْ، فَقَدِ انْقَطَعَ التَّيَّارُ الْكَهْرَبَائِيُّ.
Odasında sadece bir şem yakarak kitap okuyordu, elektrikler kesilmişti.
كَانَ يَقْرَأُ كِتَاباً فِي غُرْفَتِهِ بِإِضَاءَةِ شَمْعَةٍ وَاحِدَةٍ فَقَطْ، فَقَدِ انْقَطَعَ التَّيَّارُ الْكَهْرَبَائِيُّ.
Odasında sadece bir şem yakarak kitap okuyordu, elektrikler kesilmişti.
كَانَ النَّحَّاتُ يُحِبُّ صُنْعَ تَمَاثِيلَ مُعَقَّدَةٍ وَمُفَصَّلَةٍ مِنَ الشَّمْعِ.
Heykeltıraş, şemden karmaşık ve detaylı heykeller yapmayı seviyordu.